Hadis ve Hadis Usulü / Mbsts, Dhbt ve Görevde Yükselme Kitapları (Mbstskitap.Com Yayınları)

 

Bugn          
Bizi Takip Edin!   
 
 SİSTEM İSTATİSTİKLERİ
Bugün Dün Toplam
10
5
6.368

 

Hadis ve Hadis Usulü

 

HADİS ve HADİS USÜLÜ HAKKINDA GENEL BİLGİLER.

 

     MBSTS ve DHBT’de kaynak olarak verilen eserleri inceleyerek bu iki kitabımızı hazırladık. MBSTS ve DHBT ‘ye girecek siz kardeşlerimiz; bu kitapta verilen bilgileri ve soruları hiçbirini atlamayarak soruya dönüştürdük konuyu anlattık. Başarı elinizin altında artık meydan sizin.

 

ÖRNEK METİN.

 

ÂYETLERDE SÜNNETİN DİNDEKİ YERİ

 

     ►Hz. Muhammed’i(s.a.v.) takip etmek ve onun sünnetine uymak pratik anlamda dini yaşayabilmek ve Kur’ân’ı anlamak için vazgeçilmez bir ön şart olmasının yanı sıra bizzat Allah, Resûlullah’ın(s.a.v.) rehberliğini emretmiş onun örnek alınması gerektiğini bildirmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de Hz. Peygamber’e ve onun sünnetine uyulması gerektiğine dair birçok âyet bulunmaktadır. Bu âyetler genel olarak;

 

a)Allah Resûlü’nün Kur’ân’ı açıkladığını belirten âyetler,

b)Hz. Peygamber’e itaat etmenin zorunlu olduğunu söyleyen âyetler,

c)Hz. Peygamber’i örnek almayı emreden âyetler,

d)Allah’ın Resûlü’ne helâl ve haram kılma yetkisi verdiğini belirten âyetler şeklinde dört grupta incelenebilir.

 

BELİRLİ KONULARLA İLGİLİ ÇALIŞMALAR

 

     ►İlk dönemlerde “kitâbü’l-îmân”, “kitâbü’l-ilm”, “kitâbü’z-zühd ve’r-rekâik” gibi belirli konularla ilgili müstakil hadis kitapları telif edilmiş,bu ilmî gelenek İslâm tarihi boyunca devam etmiştir. V. ve VI. asırlardan sonra da özellikle ahlâk, fedâil, terğîb ve terhîb konuları, halk dilinde hadis diye dolaşan sözler ve uydurma hadislerle ilgili hacimli müstakil eserler telif edilmiştir. Bu eserler temel hadis kaynaklarını esas alan ve kendi dönemlerinin ihtiyaçlarını dikkate alarak yazılan kitaplardır.

     ►Bunlar arasında Münzirî’nin(ö. 656/1258)et-Terğîb ve’t-terhîb’i ile Nevevî’nin Riyâzü’s-sâlihîn’i özellikle ahlâkî eğitim amacıyla vaazlarda en çok istifade edilen eserlerdir:

 

1-et-Terğîb ve’t-terhîb 

 

     ►Terğîb;‘’iyiliğe teşvik’’, terhîb ise ‘’kötülükten sakındırmak’’demektir. Münzirî et-Terğîb ve’t-terhîb isimli eserinde iyiliğe teşvik eden kötülüklerden sakındıran hadisleri bir araya getirmiştir. Müellif her konunun, terğîb/teşvik ve terhîb/uyarı yönlerini dile getiren hadisleri iki grupta toplamak suretiyle önce terğîb sonra terhîbi ilgilendiren hadisleri vermiştir.

 

     ►Terğîb ve’t-terhîb’de bulunan hadislerin derlendiği eserler;İmam Malik’in Muvatta’sı, Ahmed b. Hanbel’in Müsned’i, Kütüb-i sitte, Taberânî’nin üç Mu’cem’i, Ebû Ya’lâ’nın Müsned’i, Bezzâr’ın Müsned’i, İbn Huzeyme’nin Sahîh’i, İbn Ebi’d-Dünya’nın kitapları, İbn Hibbân’ın Sahîh’i, Hâkim en-Nîsâbûrî’nin el-Müstedrek’i, Beyhakî’nin Şuabu’l-imân’ı veKitâbü’z-zühd’ü ve Ebu’l-Kâsım el-Isbahânî’nin et-Terğîb ve’t-terhîb’inden derlenmiştir. 

 

     ►Terğîb ve’t-terhîb’in özellikleri; Müellif sahih, hasen ve güvenilebilecek zayıflıktaki rivâyetleri “an” harfiyle göstermekle yetinmiş, ayrıca hadisin sağlamlık derecesini belirtmemiştir. Kaynaklardan alınan hadislerin sıhhat durumlarına işaret edilmiştir. Hadisin “ruviye” lafzıyla rivâyet edilmesi ve sonunda herhangi bir açıklamanın yapılmamış olması hadisin mevzû, çok zayıf veya zayıf olduğuna işaret eder. Eser mükerrerleriyle birlikte 5.472 hadis ihtiva etmektedir.

 

     ►Terğîb ve’t-terhîb’in son durumu; Eser Ahmet Muhtar Büyükçınar, Ahmet Arpa, Durak Pusmaz ve Abdullah Yücel’den oluşan bir heyet tarafından Türkçe’ye tercüme edilmiştir

 

2-Riyâzü’s-sâlihîn

 

     ►Riyâzü’s-salihîn türü eserlerin amacı;Sahih hadislerin tamamını bir araya getiren kitap telif edilmemişti. Üstelik Buhârî ve Müslim’in el-Câmiu’s-sahîh’lerinden ancak uzmanları istifade edebilmekteydi. Dolayısıyla Müslümanların hadis bilgisi sadece sahih hadislere dayanmamaktaydı. Onlar sahih, zayıf hatta uydurma haberleri birbirinden ayıramamaktaydı. Bu durum Müslümanların genelini dikkate alan ve sahih hadisleri ihtiva eden kitaplara olan ihtiyacı artırmaktaydı. Riyâzü’s-salihîn ve benzeri eserler bu amaçla kaleme alındı. Ayrıca halk arasında hadis diye yayılmış sözlerin sahih olup olmadıklarını ortaya koyan eserler de aynı amacı taşımaktaydı.

 

     ►Riyâzü’s-sâlihîn Tam adı Riyâzü’s-sâlihîn min hadîsi seyyidi’l-mürselîn olan eserde 1.900 civarında hadis bulunmaktadır. Nevevî, bu kitabıyla âyet ve hadisleri esas alarak fert, aile ve toplum planında uyulması gereken prensipleri ortya koymayı amaçlamıştır. 

 

     ►Riyâzü’s-sâlihîn’de bulunan hadislerin derlendiği eserler;Riyâzü’s-sâlihîn’deki hadislerin büyük çoğunluğu Kütüb-i sitte’den alınmıştır. Bunların dışındaki hadisler Mâlik’in Muvatta’ı, Humeydî’nin el-Cem’ beyne’s-Sahîhayn’ı, Ahmed b. Hanbel’in Müsned’i, Hâkim en-Nîsâbûrî’nin el-Müstedrek’i, Dârimî ile Dârekutnî’nin Sünen’lerinden alınmıştır.

 

     ►Riyâzü’s-sâlihîn özellikleri; Kitapta hadis metinleri kaynaklarda geçtiği gibi nakledilmiştir. Her hadisin sonunda kaynağı verilmiştir. Eser yazıldığı günden itibaren İslâm dünyasında genel kabul görmüş, özellikle ilim adamlarının, talebelerin, vaiz ve hatiplerin el kitabı olmuştur.

 

     ►Riyâzü’s-sâlihîn son durumu; Eserin Türkçe’de faklı tercümeleri bulunmaktadır. Mehmet Yaşar Kandemir, İsmail Lütfi Çakan ve Raşit Küçük tarafından en son yapılan tercüme aynı zamanda şerhini de ihtiva etmektedir.

 

HALK ARASINDA YAYGIN OLAN HADİSLERİ TOPLAYAN ÇALIŞMALAR

 

     ►İsâm tarihi boyunca halk arasında hadis olarak dolaşan birçok söz bulunmaktadır. Bunlar arasında hadis olanlar bulunduğu gibi hadis olmayanlar da vardır. Ayrıca hadis olanların sıhhat durumları da aynı derecede değildir. Nereden alındığı bilinmeyen, yalan ve iftira olma ihtimali bulunan bu sözlerin gerçek durumunun açığa çıkarılması ihtiyacı ortaya çıkmıştı. Bunun üzerine halk arasında hadis olarak bilinen bu sözlerin gerçek durumlarını tespit etmek amacıyla birçok müstakil çalışma yapılmıştır.

 

     ►Bu kitaplarda Arap dilindeki yaygın sözler ele alınır. Bu Arapça sözlerin bir kısmı tercüme edilerek Türkçe’ye de geçmiştir. Bu nedenle Türkçe’deki hadis diye meşhur olan sözleri bu kitaplardan arayabilmek için bunların Arapçalarının bilinmesi zorunluluğu vardır. Bunlar arasında Sehâvî’nin(ö. 902/1496)el-Mekâsıdü’l-hasene ve Aclûnî’nin(ö. 1162/1749)Keşfu’l-hafâ’sı en tanınmış olanlarıdır.

 

Halk Arasında Yaygın Olan Hadisleri Toplayan Çalışmalar

Mekâsıdü’l-Hasene                          Keşfu’l-Hafâ

 

1-el-Makâsıdü’l-hasene

 

     ►Tam ismi el-Makâsıdü’l-hasene fî beyâni kesîrin mine’l-ehâdîsi’l-müştehire ale’l-elsine’dir. Sahih, zayıf, hatta mevzû olmakla beraber halk arasında meşhur olan haberlerin bir araya getirilerek derlendiği en önemli kaynaklardan biridir. Eserde halk arasında hadis diye meşhur olan 1.356 söz alfabetik olarak incelenmektedir.

 

     ►el-Makâsıdü’l-hasene’nin özellikleri; Eserde her rivâyet, baş taraftaki sıra rakamını takip eden “hadis” kelimesiyle başlamaktadır. Rivâyetin baş tarafından kısa bir bölüm alınmakta, metnin peşinden kaynakları zikredilmekte ve haberin durumu ile ilgili açıklamalar yapılmaktadır. Zikredilen sözlerin senedine veya aslına ulaşılmışsa geçtiği kaynaklara işaret edilmektedir. Sıhhat derecesi açıklanmakta, âlimlerin bu söz hakkındaki söyledikleri zikredilmektedir. Zikredilen sözün senedi hiçbir hadis kitabında da bulunmamışsa, bu duruma işaret etmek üzere “lâ asle leh: aslı yoktur” ifadesiyle işaret edilmektedir. Alfabetik olarak sıralanan yaygın rivayetler, herhangi bir açıklama yapılmadan eserin sonunda ayrıca konularına göre de sınıflandırılmıştır.

 

     ►el-Makâsıdü’l-hasene’nin son durumu; el-Mekâsıd, Sehâvî’nin talebesi İbnü’d-Deyba’(ö. 944/1537) tarafından Temyîzü’t-tayyib mine’l-habîs fimâ yedûru alâ elsineti’n-nâs mine’l-hadîs adlı kitabında ihtisar edilmiştir.

 

2-Keşfu’l-hafâ

 

     ►Keşfu’l-hafâ ve muzîlu’l-ilbâs amme’ş-tehere mine’l-ehâdîs alâ elsineti’n-nâs olan kitab Aclûnî’ye aittir. Halk arasında hadis diye dolaşan sözlerin hadis olup olmadığını ortaya koymak amacıyla yazılmış en hacimli eserdir. Sıra sayısını ifade eden rakamlardan sonra yaygın sözler, parantez içinde, alfabetik olarak, senedsiz bir şekilde, sadece sahâbî ve hadisi yer aldığı kitabın müellif isim zikredilerek sıralanmaktadır. Eserin son kısmında el-Mekâsıd’da olduğu gibi incelenen sözlerin konularına göre bir fihristi bulunmaktadır.

 

     ►Keşfu’l-hafâ’nın özellikleri; Eser temelde el-Mekâsıdü’l-hasene’ye dayanmaktadır. Ancak ondaki uzun sened nakillerini kısaltılmış, hadisi kitabına alan müellif ve sahâbî râvisine işaret etmekle yetinmiştir. Ayrıca konuyla ilgili kendisinden önceki kaynaklardan da ilâveler de bulunmuş ve hangi eserlerden alındığını ifade etmiştir. Genellikle zikredilen sözlerin sıhhatiyle ilgili âlimlerin görüşleri kaydedilmiş ve değerlendirmeler yapılmıştır. Eserde 3.281 meşhur söz incelenmektedir. Müellif, sözün hadis olmadığını “leyse bi hadîs: Bu hadis değildir” ifadesiyle belirtir. “Sahâbî sözüdür”, “âlimlerden birinin sözüdür” veya “hikmetli sözdür” gibi ifadelerle sözün kaynağını tesbite çalışır. Aclûnî eserinde bazı âlimlerin mevzû kabul ettiği rivâyetleri savunduğu gerekçesiyle eleştirilmiştir.

 

Sened ve/veya Metninin Müşterek Özelliklerine Göre Sınıflandırmalar

 

1. Müsned

 

     ►Hz. Peygamber(s.a.v)’e kesintisiz(muttasıl) bir senedle nispet edilen hadise(merfû ve muttasıl hadîse) denir. Hâkim en-Nîsâbûrî’in(ö.405) yaptığı bu tanım, terimin en meşhur tanımıdır. Bu terimi farklı şekilde tanımlayan âlimler de vardır.  İbn Abdilber’e(ö.463) göre musned -senedi ister muttasıl, ister munkatı’ olsun- Hz. Peygamber’e nisbet edilen hadis demektir. Bu terimi el-Hatibu’l-Bağdadi(ö.463) ise, senedinde râvî düşmesi bulunmayan hadis olarak tanımlamıştır.

 

2. Müdrec

 

     ►Sened veya metnine, aslında bulunmayan bir şey eklenmiş olan hadîse denir. Bu eklemeler senedde de metinde de olabilmektedir.

 

Önemli: Bir hadise, nasıl olursa olsun, aslında olmayan bir şeyin eklenmesi caiz değildir. Bunu bilerek yapmak haramdır. Yanlışlıkla yapılan eklemeler, yapan râvînin zabt eksikliğini, bilerek yapılanları ise adalet eksikliğini gösterir. Mudrec hadis bu yönlerden zayıf olur. Ancak, garib kelimelerin açıklaması şeklindeki eklemeler ile kolaylıkla fark edilebilecek görünüşteki bazı eklemeler hadisin sahihliğine zarar verici görülmemiştir. Bu sonuncularda, denebilir ki, râvînin zabt hatası değil, anlama hatası söz konusudur. Burada, zaman zaman müdrecle karıştırılan ziyadetü’s-sika konusuna da önemlidir.

 

     ►Ziyadetü’s-sika; Sika râvînin ziyadesi anlamına gelir. Yani bir hadisi aynı hocadan rivayet eden sika râvîlerden birinin, arkadaşlarından ayrı olarak bir fazlalıkla rivayet etmesine ve rivayet ettiği bu fazlalığa denir. Bu fazlalık, en azından söz konusu sika râvînin iddiasına göre, hadisin aslındandır, ona sonradan yapılan bir ekleme değildir. Farklı görüşlerde olanlar varsa da âlimlerin cumhuru sika râvînin ziyadesini makbul yani hadisin aslından saymışlardır. Dolayısıyla sikanın ziyadesi müdrecden farklıdır ve müdrec sayılmaz. Müdrec ile aralarındaki en temel fark müdrecteki ilave aslında olmaması gereken bir ilavedir. Râvî veya ondan alanlar tarafından hata sonucu hadise eklenmiştir. Sika’nın ziyadesinde ise ilave hadisin aslında olduğu gerekçesiyle bilinçli olarak yapılmaktadır.

 

ÖRNEK SORU-1

Aşağıdakilerden hangisi müksirun(1000 den fazla hadis rivayet eden Sahabe )arasında yer almaz?

A)Abdullah İbn Omer

B)Ali b. Ebu Talib

C)Hazreti Aişe

D)Ebü Said el-Hudri

E)Abdullah İbn Abbas

 

ÖRNEK SORU-2

"Muhacirler, çarşıda ticaretle, ensariler, bağ ve bahçelerinde ziraatle uğraşırlarken, (ben), karın tokluğuna Hazreti Peygambere hizmet ediyor ve hadis topluyordum; başkalarının bilmediği şeylere şahid oluyordum" sözünün sahibi ve Hz. Peygamber’den en çok hadis rivayet eden sahabi şağıdakilerden hangisidir?

A)Abdullah İbn Omer

B)Ebu Hureyre

C)Ebü Said el-Hudri  

D)Hazreti Aişe

E)Abdullah İbn Abbas

 

ÖRNEK SORU-3

 

Hz. Ömer Hacerü’l-esved’i öptükten sonra ‘’Biliyorum sen taştan başka bir şey değilsin. Ne fayda ne de zarar verebilirsin. Ama ben Resûlullah’ı (s.a.v.) seni öperken gördüğüm için öpüyorum" demiştir (Buhârî, Hac 50, Hadis no: 1597).

Hz. Ömer’i bir taş parçasını öpmeye zorlayan sebep aşağıdakilerden hangisi olabilir?

A)Taşın cennetten çıkması

B)Allah Resülüne itaat etme düşüncesi

C)Haccın bir ritüeli olması

D)Taşı öpmenin vacip olması

E)Taşı öpmenin hastalıklara iyi gelmesi

 

Ayrıntılı bilgi için : BURAYA TIKLAYIN

 

NOT

KİTAPLARIMIZ HAKKINDA DAHA AYRINTILI BİLGİLERİ YAZARLARIMIZA SORABİLİRSİNİZ.

 

Hasan TEKİN.0.535.820.33.32                     Sabri BENLİ.0.531.471.17.1

Ad Soyad

Mesajınız


Telefon
E - Posta Adresiniz